25 Ağustos 2010 Çarşamba

GİRİT GERÇEĞİ...

Avrupalı güçlerin Osmanlı Devletinin hakimiyeti altında iken, Avrupalı dostlarının Yunanistan’a masa başında hibe ettikleri Girit Adasında yaşayan insanların büyük bölümünün kökenleri özbeöz Türk’tür.




Bu insanlar yüz yıl önce bir Yunan katliamından kurtulmak için Hıristiyanlığı kabul etmiş ve bugüne ulaşmışlardır. Yunanistan Girit adası üzerinde yaşayan Türk kökenli vatandaşlarının !.. içlerinde yanan bağımsızlık ateşinin sönmediğini bildiği için bu insanlara her zaman ikinci sınıf vatandaş muamelesi etmiştir. Girit’te Kıbrıs’ın Rum kesiminde olduğu gibi Venedik, Ceneviz, Arnavut vs kökenli insanlar da yaşar





2004’e gelindiğinde Girit benzeri kirli bir oyunun Kıbrıs Türkleri üzerinde oynandığını görüyoruz. Rauf Denktaş ve Türk aydınları her fırsatta, bu benzerliği hatırlatmaları, Kıbrıs Türk insanını etkileyince Yunan propagandası devreye girerek, CTP’nin yayın organı “Yeni Düzen” Gazetesinden, Türkiye’ye karşı düşmanlığı ve Rumlarla olan yakınlığı ile tanınan yazarı Sevgül Uludağ’ı Girit’e götürerek bir dizi yazı yazdırdı. “Ege’nin Mavisi, Girit’in Yeşili” başlıklı yazı Yunan hakimiyeti altında yaşayan Girit halkının mutlu olduğunu ve refah içinde yaşadığını anlatıyor, Yunan propagandası yapıyor.



Sevgül Uludağ birkaç ay önce gene Girit’e götürülmüş ve benzeri yazılar yazmıştı. “Girit Gerçeği” birilerinin canını yaktığı için biz de “Girit Dosyasını” burada açmaya karar verdik.







GİRİT DOSYASI





Girit Adası, Ege Denizi’nin güneyinde, Akdeniz’in çok stratejik bir mevkiinde üzerinde yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı 8.258 kilometre karelik bir adadır. Yunan işgali altında bulunan bu adanın insanları kendilerini hiçbir zaman Yunanlı olarak hissetmemiş,Yunanlılara karşı daima mesafeli durmuş, onlara adeta düşman gözüyle bakmışlardır. Yunanlı araştırmacılara göre Milattan binlerce yıl önce Anadolu’dan göç eden esmer kısa boylu Dolikosefal kafa teşekküllü insanlar, Giritlilerin kökenini oluşturuyorlar. Girit’e Kuzey Afrika’dan gelip yerleşen Arap kavimler de olmuştur. Girit Adası’nın Karadeniz’in, Ege Denizi kanalıyla Akdeniz’e bağlandığı bir noktada bulunması tarih boyunca yabancıların hakimiyetleri altında kalmasına sebep olmuştur. Adayı Araplar 135, Venedikliler 450, Türkler 250 yıl yönetmişlerdir. Halen yaklaşık 80 yıldan beri Yunanistan’ın hakimiyeti altında bulunan Girit Adasının insanlarına, Yunan yönetimleri her zaman diğer azınlıklara olduğu gibi ikinci sınıf insan muamelesi yapmışlardır.



Yunanistan’ın Girit’i bir oldu bitti ile Girit’i sınırları içine almasından 30 yıl sonra 1938’de Ada’da kurulan “Filiki Eteria” isimli bir örgüt Yunanistan’a karşı ilk kez başkaldırı hareketinin başlangıcını teşkil etmektedir.



II. Dünya savaşı yıllarında 12-14 Kasım 1944’de Almanya savaşı kaybettiği günlerde, Girit’te Almanlara karşı savaş veren çeteler bağımsızlık ilan etmeye hazırlanırlarken, İngiltere’nin askeri müdahelesi ile hareket bastırılmış, Ada gene Yunanistan’a teslim edilmişti.



1970’li yıllarda Yunan Siyasi Polisi’nin “Kızıl Papaz” adını taktığı Mihalis Damanakis, Girit’i köy köy dolaşarak halkı Özgürlük mücadelesine hazırlamaya başlamıştı. Papaz Damanakis bir gün birden bire ortadan kayboldu. Onu tanıyanlar, Damanakis’i Yunan İstihbarat Örgütü’nün (EIP) kaçırıp öldürdüğüne inanıyor.



1973’de Yunan Deniz Kuvvetleri’nin “Velos” muhribinin ülkeyi o dönemde yöneten Cunta yönetimine karşı isyan ettiği ve bir İtalyan limanına demir attığına dair haber dünya basınında yer almıştı. Muhribin komutanı Albay Pappas’ın isyanının asıl nedeni, Cunta Yönetimini yıkmak değil, Girit Adasında Bağımsızlık ilan etmekti.



Bir diğer olay, Yunanistan’ın “Enosis” amacıyla 1974’ün Temmuz ayında Kıbrıs’ta yaptığı askeri müdahele günlerinde de, Girit Adasında üslenmiş bulunan 5.Piyade Tümeni’nde patlak vermişti. Bağımsızlığın ilanı an meselesiyken bir papaz Girit halkına ihanette bulunarak hareketi Atina’ya ihbar etmişti. Sonuçta Tümenin Girit kökenli subaylarının bir bölümü emekli edilmiş, diğer bölümü de Trakya’da Türk sınırındaki askeri birliklere adeta sürgün edilmişlerdi. Tümen komutanı General Shinas, emekli edilenler arasında bulunuyordu.



Girit’te yayınlanan gazeteler zaman zaman bağımsızlık inancını ada halkına aşılamaya çalışırlar. 24 Ekim 1974 tarihli “Kirikas” gazetesinde yer alan bir makale, “Yunan işgali altında yaşayıp onurumuzu, kültürümüzü ve varlığımızı ezdirmektense yabancı bir ülkede sürünmeyi tercih ederiz..” diyen Giritlilerin hislerinin kağıda dökülmüş şeklidir.







Söz konusu makalede;



“Genç Giritliler denize açılıp talihlerini başka diyarlarda aramaya gitmeden önce Girit’i ve burada yaşayan insanların varlığını yok etmeyi hedef alan, örgütlenmiş bir düzenin varlığını öğrenmeleri gerekir. Biz Giritliler’in, Yunanlıların sömürge uşakları durumuna gelmemesi için, özellikle çok dikkatli olması gerekiyor. Madem ki Elefterios Venizelos, ileri medeniyete sahip Girit’in, eşkiya Yunanistanla “DEĞİŞİK İKİ DÜNYANIN İNSANLARINI BİRLEŞTİRME” hatasını 1910’da işledikten sonra, üstün karakterimizle, Yunanlıları tahrik etmememiz gerekiyor. Bu yazıyı kesip saklayın. Çünkü bir gün siz de kendinizi “Bask”lar, “Kroat”lar gibi hissedeceksiniz. Bu acıyı içinizde hissettiğiniz zaman, belki çok geç olacak. Ve siz Girit halkına karşı kıskançlık ve antipati dolu insanlar tarafından yönetilen akımlara kapılarak hayatınızı yitireceksiniz." Denilmektedir.



1976’da Girit’li dört Bağımsızlık Savaşçısı New-York’tan, Dallas’a giden bir uçağı kaçırmış, içindeki yolcuları üç gün rehin tutmuşlardı. Amerika’daki Yunan elçisi bu olayın önemini silmek için uçağı kaçıranların Giritli özgürlükçü değil, polisin aradığı ruh hastası Yunanlılar olduklarını iddia ederek kendilerine teslim edilmelerini istemişti. Giritli hava korsanlarını muayene eden Dallas Hastanesi Ruh Sağlığı Bölümünün şefi Prof. Hubert, hazırladığı raporda onlar için “son derece normal, nazik ve ne istediklerini bilen insanlar” teşhisinde bulunmuştu. Kaçırılan uçakta bulunan yolcular da, polise verdikleri ifadelerinde, “Bu insanlar hür yaşama mücadelesi veriyorlar. Bize karşı son derece nazik davrandılar, onlardan şikayetçi değiliz, af edilmelerini istiyoruz.” demişlerdi.



Girit Bağımsızlık hareketine karşı kullanılan kurumlardan biri de Yunan kilisesidir. 1980’li yıllarda Girit Metropoliti İrineos, kendisine bağlı Giritli olmayan 29 papazı otonomi hakkında bilgi toplamaları ve aleyhine vaazlar vermeleri için adaya dağıtmıştı. Bunların topladıkları bilgileri İrineos Yunan Siyasi polisine aktarıyordu. Bu yüzden yüzlerce Giritli tutuklanmış, işkence görmüştü.



Tüm bunlara rağmen, Atina ve Girit sokaklarında, “Yunanlılar sizi Girit’te istemiyoruz” şeklinde duvar yazılarına rastlanmakta, Libya, Suriye, Yemen ve Lübnan’daki terör kamplarında Giritli gençlerin terörist olarak eğitildiklerine dair duyumlar alınmaktaydı.



Girit insanı, yıllardan beri, Atina’nın onların adına aldığı her karara direniyor, sokaklara dökülüp gösteriler yapıyor. Bu gösteriler bazı zamanlar kanlı olaylarla son buluyor. 1989’da Yunanistan’ın onlara danışmadan topraklarında ABD’ye üsler vermesini kabul etmeyen Giritliler, Yunanistan aleyhine gösteriler yapmış, devlet dairelerini işgal ve tahrip etmiş, bir mahalli radyo istasyonu “Silahlarını alıp yollara çıkın..” şeklinde çağrılar yapmıştı. Bu harekette 30 bin kadar Giritli sokaklara dökülmüş, ada tam bir savaş alanına dönmüştü. Silahlar patlamış yüzlerce kişi yaralanmıştı. Durum polisin kontrolünden çıkınca Atina ve Selanik’ten Hazır Kuvvetler askeri uçaklarla Girit’e götürülmüştü. Yunan gazeteleri bu olayı manşetlerinde “Girit’te Ayaklanma” başlıklarıyla vermişlerdi.



Girit’in bağımsızlığı için Yunanistan’a karşı mücadele eden örgütler yayınladıkları,“Girit halkının Yunan işgaline karşı başlatacağı silahlı mücadeleyi destekleyin” şeklindeki bildirilerle dünya kamuoyundan destek istiyorlar.



“Cretan Liberation Committee-Girit Özgürlük Komitesi” geçen yıl yayınladığı bildirisini büyük ülkelerin Dışişleri Bakanlarına ve basına yolladı. Bu bildirinin metni şöyleydi:



“Bizler, dünyanın en eski ve soylu medeniyeti olan Girit Medeniyeti’nin varisleriyiz.



Girit halkına ikinci sınıf muamelesi eden yayılmacı Yunanistan’a karşı silahlı bir bağımsızlık savaşı açmaya karar vermiş bulunuyoruz.



Bugüne kadar demokratik ölçüler çerçevesi içinde sürdürdüğümüz mücadelede bize arka çıkan ve güç veren dostlarımızın başlatma hazırlığı yaptığımız mücadelede bize destek vermelerini rica ediyoruz.



YAŞASIN HÜR VE BAĞIMSIZ GİRİT DEVLETİ



KAHROLSUN YUNAN EMPERYALİZMİ



GİRİT ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAZANINCAYA KADAR YUNANİSTANI KANA BOĞACAK…



“Girit Özgürlük Komitesi”



Bu bildiri ne yazık ki pek ciddiye alınmadı, ancak gene Girit adı etrafında kaydedilen bir dizi olay artık yabancı basının dikkatlerini toplamaya başladı. Bu olaylar, Girit ordu ve polis depolarından çalınan silahlar, adaya kaçak sokulan silah trafiğinin artması, Girit’teki Yunan resmi kuruluşlarına yönelik bombalama ve yangın eylemleri şeklinde gelişti.



Son günlerde bazı Giritlilerin, Arnavutlukta Ordu depolarından yağmalanan silahları satan kişilerle temas sağlayıp çok sayıda silah ve cephane satın aldıkları yolunda alınan bilgiler Yunan yönetimini ciddi bir şekilde huzursuz etmeye başladı.



Bu arada Atina’da yayınlanan “Elefterotipia” gazetesinde yer alan bir haber bu konuda alının bilgileri teyid ediyor. Haberde iki Giritli’nin özel aracında 40 adet “Kalaşnikof” tüfek, 17 adet süngü ve çok sayıda merminin ele geçirildiği belirtiliyordu. Yakalanan Giritliler, polise verdikleri ifadelerinde silahları bir Arnavut’tan Girit’te satmak amacıyla aldıklarını söylemişler.



Son zamanlarda Girit Adasına yönelik silah kaçakçılığında önemli bir artık gözleniyor. Örneğin birkaç yıl önce Girit açıklarında yakalanan Güney Kıbrıs-Girit-İspanya arasında sefer yapan “Cedar” adlı bir gemide, konserve kutuları içine yerleştirilmiş 220 kilo plastik patlayıcı bulundu. Gemi mürettebatından üç Lübnanlı’nın “Hizbullah” örgütünün militanları oldukları Interpol’den alınan bilgilerle tesbit edildi. Gemida yolcu olarak dört de Iraklı bulunuyordu. Bunlardan ikisi Yunan polisi tarafından serbest bırakıldıktan sonra döndükleri İspanya’da terörist olarak tutuklanmışlardı. Gene bu dönemde Girit’in Kandiye şehrindeki askeri depo soyulmuş, çelik kasalar içinde muhafaza edilen tüfeklerin büyük bir bölümü çalınmıştır. Silahları çalanlar depoların alarm sistemini etkisiz hale getirmiş, deponun şifreli çelik kapısını açmışlardı.



Girit Bağımsızlık hareketleriyle ilgili olarak Yunan İstihbarat Örgütü’nün (EIP) “Çok Gizli” bir raporunda, ayaklanmada bazı politikacıların, subay, öğrenci ve gazetecilerin faal olarak görev aldıkları da belirtiliyor.



Girit Bağımsızlık hareketinin henüz herhangi bir kanlı terör eylemine tesbit edilmedi. Ancak örgütün dış ülkelerde yaşayan üyeleri mücadeleleri için uluslararası alanda destek kazanmak için faaliyetlerini sürdürüyorlar. Girit’in bağımsızlık savaşını destekleyen ülkeler arasında İtalya, Japonya, İsrail, Brezilya ve Libya en ön sırayı alıyorlar. Bu ülkeler Girit’e sık sık temsilcilerini yollayarak hareket hakkında bilgi topluyorlar.



Girit’teki bağımsızlık hareketleriyle ilgili olarak dünya basınında yer alan haberler Yunanlıları çok sinirlendiriyor. Bu haberleri yalanlamalarına rağmen Yunan basınında da bu konuda sıkça çıkan haberler teyid edici bir anlam taşıyorlar.



Bir savaş durumunda çekilebileceği en son savunma hattı olması itibarıyle, Girit Adası’nın, Yunanistan için stratejik değeri çok büyüktür. Bu nedenle, Girit üzerindeki emellerinden hiç vazgeçmeyen Yunanistan ile, özgür yaşama mücadelesinden ödün vermeyecek olan Girit halkı arasındaki gerilim uzun yıllar devam edecek gibi gözüküyor.















<!--[if !vml]-->







<!--[endif]-->





“Girit Özgürlük Komitesi” tarafından dağıtılan bildirilerde yer alan resimde Yunanistan’a “Elini Girit’ten” çek mesajı veriliyor. Zincirini koparmış kolun üzerindeki yazıda Girit sözcüğü yer alıyor.

alıntı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder